Varşova

Polonya’da Yaşam

Genel geçer kaideler ile Polonya Türkiye karşılaştırması yapmak gerekirse iki ülke kültürü arasında büyük farklılıklardan söz edilemez. Aile hayatı, iş hayatı, sosyal yaşam vb. gibi bir çok konuda iki kültür benzerlikler içermektedir. Belki de bu benzerlikler bu gün Altı yüz yılı aşan iki ülke dostluğunun kaynağıdır. Bununla birlikte bazı farklılıklar da mevcuttur. Polonya Avrupa’nın coğrafi olarak ortasında lakin kültürel yapı olarak doğusunda kalan bir ülke. Slav kökleri dolayısı ile Rus kültürüne Avrupa kültüründen daha yakın oldukları yadsınamaz bir gerçek olsa da bu gün gerek Avrupa Birliği gerek küreselleşen dünya etkilerinden dolayı giderek Batı Avrupa kültürüne daha da empoze olan bir ülke görüntüsü çizmektedir.

Aile yaşantısı olarak Polonya aile yapısı, Türk aile yapısı ile benzerlikler göstermektedir. Bir çok ailede üç kuşak birlikte yaşamaktadır. Ataerkil bir yapı söz konusu olmasa da kararlar aile büyükleri tarafından alınır ve diğer bireyler bu kararları sorgulamaz. On sekiz yaşını dolduran genç aile fertlerinin kendi hayatına dair alacağı kararlara genellikle saygı duyulur. Polonya aile yapısında Türk aile yapısındaki gibi kalabalık ailelerin varlığından söz etmek mümkün degildir. Aileler çoğunlukla üç yada dört kişilik çekirdek ailelerden meydana gelmektedir.

Polonya ekonomisi gelişen ekonomilerde ilk yirmiye giremese de pozitif bir ivme ile büyümektedir. Ülke halkının büyük çoğunluğu orta sınıfa mensup olup bu sınıflar arasındaki farklar Türkiye’deki gibi çok açık değildir. Yani Polonya’da sadece üst tabakaya hizmet veren işletmelerin varlığından söz edilemez. Komünizmden çeyrek asır önce çıkmış olmlarına karşın iş hayatımda ve bürokraside halen dönemin etkileri gözlemlenmektedir. Son on yılda gelişen SSC (Shared Service Center) sektörü sayesinde neredeyse bütün global şirketler finans merkezlerini Polonya’ya taşımışlardır. Bu da binlerce yeni iş imkanının doğmasına vesile olmuştur. İşçi olarak çalışanların ise bu kadar şanslı olduğundan söz etmek ne yazık ki pek de mümkün değildir. Her ne kadar işçi hakları kanunen var olsa da uygulama diğer avrupa ülkelerine oranla vasat seviyededir.

Polonya’da gündelik hayat dünyanın diğer her yerinde olduğu gibi kişiye ve yaşadığı yere göre değişiklik gösterir. Genel olarak Leh halkı günübirlik yaşar. Alışveriş sadece o gün özelinde yapılır. Evde yemek yapılır, hatta herkesin çalıştığı ailelerde yaşlı bireyler başka bir adreste ikamet etse bile gelir, diger aile fertleri için yemek hazırlar. Komunizmden kalma küçük evler kücük mutfaklar içerdiği için haftalık alış veriş teknik olarak da mümkün değildir. Dışarıda yemek yeme kültürü pek yaygın değildir. Fast-food kültürü ise daha çok genç nesil arasında yaygındır.

Türkiye ile Polonya arasındaki en büyük fark hiç şüphe yok ki hava şartlarıdır. Polonya genel itibari ile gri bir ülke olup yılın altı ayı kış, üç ayı bahar,sonbahar geri kalan üç ayı ise yazdır. Buna rağmen yeşili ve muazzam şelkide korunan bitki örtüsü ile sizi kendisine koaylıkla hayran bırakabilir. Yaz mevsiminin 3 ay gibi kısa bir süre ile sınırlı olması bu süre zarfında iş hayatının yavaşlamasına sebep olmaktadır. Yılın bu döneminde tüm çalışanlar tatil planı yapmakta, bundan dolayı da iş hayatın durağanlaştığı bir dönem oluşmaktadır.

Leh Halkının pek güleryüzlülükleriyle meşhur olmadığı bir gerçek. Bunda olumsuz hava koşulları önemli rol bir oynamaktadır. Yabancı düşmanlığından söz edilemez lakin yabancılara karşı genel bir oto kontrol mevcuttur. Bu oto kontrolü aşmak ise genel itibarı ile kolaydır. Dillerini bilmeseniz dahi konuşmayı denemeniz bunun için en etkili yol olabilir. Polonya’da yaygın olarak gösterilen Türk Dizileri bu noktada artı bir önem kazanmaktadır.

Polonya ile ilgili söylenebilecek tek negatif husus müşteri hizmetleri hususunda olabilir. Türkiye’de hiç umursamadığınız ‘for English press …’ Polonya’da hayati bir önem kazansa da neredeyse hiç bir online hizmette karşınıza çıkamamaktadır. Bu hizmetleri bireysel olarak alabileceğiniz banka, postahane vb. kurumlarda çalışanların yaş ortalaması yüksek olduğu için İngilizce ile işinizi halletmeniz de genellike çokta kolay olmamaktadır.

Polonya’da mevcut hükümet politikalarını sağ/dinci bir çizgide temellendirmektedir. Bu temeldeki politikaların yabancılara doğrudan bir negatif etkisi varmış gibi gözükse de dolaylı olarak bir fırsat da doğurmaktadır. Bu politikalardan memnun olmayan karşıt görüşlü, eğitimli genç Polonya nüfusu serbest dolaşım hakkı sebebiyle Avrupa’nın diğer ülkelerinde iş imkanına sahip oldukları için göç etmektedirler. Bu sebepten oluşan eğitimli çalışan açığı Türkiye, Ukrayna ve bazı Asya ülkelerinden Polonyaya gelen yabancılar tarafından kapatılmaktadır. Bunun yanında oturum izni gibi yasal haklarda yadsınamaz bir yavaşlatma ve zorlaştırma mevzuya bahistir.

Türkiye gibi büyük yüzölçümlü bir ülkeden geldikten sonra Polonya için söylenebilecek en olumlu hususlardan birisi ulaşım kolaylığı. Ülkenin en uzak iki noktası arasında sekiz saatte tren ile kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz. Avrupanın merkezi bir noktasında bulunmasından dolayı diğer ülkelere ulaşım da bir o kadar kolaydır. Bunun yanı sıra hafta sonu seyahatleriniz icin çok ekonomik hafta sonu bilet paket fiyatları da mevcuttur. Gündelik hayatta da kendi arabanız olmadan rahatlıkla ulaşımınızı sağlayabileceğiniz otobüs ve tramvay hatları ülke genelinde yaygın olarak mevcuttur. Bu hatlar için de aylık ve üç aylık gibi uygun paket fiyatlar mevcuttur.

Genel olarak Polonya’nın Türkiye’ye bir diğer artısı ise halkın spor ve sosyal hayatta daha aktif olması, hemen hemen her bireyin bir spor ya da sanat dalı ile hobi olarak ilgileniyor olmasıdır. Bunu altında Leh Halkının Türk Halkı gibi gurup olarak yaşamaması, daha bireysel hayatlar yaşaması olabilir. Lakin Polonya’da bireylerin boş zamanlarını daha pozitif değerlendirdikleri aşikardır.
Polonya’da eğitim daha çok edebiyat, dil, tarih ve din ayrıca fen ve matematik üzerine yoğunlaşmış. Siyasal bilimler gibi konular biraz geri planda kalmış gibi gözükmektedir. Bunun bir yansıması olarak orta seviye eğitim almış bir Leh dünyanın bir çok yerine nazaran sanat, coğrafya ve tarih hakkında daha fazla bilgiye sahiptir. Bununla birlikte, hiç kuşkusuz Batı’daki insanlar, iş dünyası ve pazarlar hakkında daha gerçekçi bir görüşe sahipler.

Son olarak Polonya katolik hristiyanlığın en yoğun ve canlı olarak yaşandığı Avrupa ülkelerindendir. Din bir çok ailenin yaşam prensiplerinin merkezindedir. Genç kuşak bu guruba dahil edilmese de mevcut iktidar seçiminin de gösterdiği üzere dini ve milli temeller üzeründe yaşayan kesim sayısal olarak halen çoğunluktadır. Dini gün ve kutlamalar aile hayatının vazgeçilmez rituellerinden olmakla birlikte güçlü inanışlara sahip olmayan aileler dahi geleneksel alışkanlıklardan dolayı bu ritüelleri takip etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir